İslami Sanatlar

Arabistan topraklarında yeşeren ve yüzyıllar içerisinde dünyanın en ücra köşesine kadar ulaşan İslam dininin etkisinde gelişen sanatların her biri kendi içerisinde birçok gelişim evresine sahip olsa da, bu sanat dallarının ortak noktalarında İslamiyet’in sanata ve sanatçıya bakışı, verdiği değer yatar.

İslami sanatlar, özellikle Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte Anadolu’ya gelmiş ve Anadolu topraklarına gelişimine uygun zeminler bularak kısa sayılabilecek bir süre içerisinde oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olmuştur.

Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nda Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde hüsn-i hat, tezhip ve minyatür sanatları deyiş yerindeyse çehre değiştirmiş ve yalnızca İslamiyet’i kabul eden kitlelerin değil, tüm insanlığın ilgisini çekecek düzeye gelmiştir.

Hüsn-i Hat 

İslam topluluklarının tümü hüsn-i hat sanatının gelişimine katkı sağlamıştır.
İslam topluluklarının tümü hüsn-i hat sanatının gelişimine katkı sağlamıştır.

Sanat ile iç içe olan çevrelerde kaligrafi olarak isimlendirilmesine karşın toplum arasında yaygın kullanımı ile hüsn-i hat ya da hat sanatı olarak ifade edilen bu sanat dalı, İslami sanatlar içerisinde hiç şüphesiz kullanım alanının genişliği ve bilinirliği ile ayrı bir yere sahiptir.

Hüsn-i hat sanatının icra edilmesinde birçok farklı yazı türü kullanılabilir.
Hüsn-i hat sanatının icra edilmesinde birçok farklı yazı türü kullanılabilir.

Tabii  toplumun birçok kesimi tarafından bu denli kabul görmesinin nedenlerinin başında; hüsn-i hat sanatının İslamiyet’in ilk yıllarına kadar uzanan bir geçmişe sahip olması gelir. Zaman içerisinde sanatın uygulanışı ile ilgili birçok değişiklik olmuş ve hüsn-i hat sanatı günümüz itibariyle; muhakkak, reyhani, sülüs, nesih, tevki ve rıka olmak üzere yaygın olarak kabul gören 6 yazı türü ile uygulanır hale gelmiştir.

Hüsn-i hat sanatının kökenleri İslamiyetin ilk yıllarına kadar uzanır.
Hüsn-i hat sanatının kökenleri İslamiyetin ilk yıllarına kadar uzanır.

Aklam-ı sitte olarak ifade edilen bu yazı türleri 2. Bayezid’in buyruğu doğrultusunda Şeyh Hamdullah tarafından stilize edilmiş yani özgünleştirilmiş ve bu değişim, Osmanlı İmparatorluğu’nun İslami sanatlara verdiği katkıda önemli bir nokta olarak tarih sayfalarında yer almıştır.

Önceleri Kur’an yazımında ya da kitapların çeşitli alanlarında kullanılan hat sanatı günümüzde yaşam ortamlarımızın vazgeçilmezi haline gelen tablolarda sıklıkla kullanılır hale gelmiştir.

Usta kaligrafların yetenekli ellerinden çıkan hat tabloları avantajlı fiyat ve hızlı teslimat garantisiyle Şams Sanat Galerisi’nde bulabilir, gerek manevi gerekse de estetik derinliğini beğendiğiniz tablolarımızı galerimizde yakından inceleyebilirsiniz.

Tezhip

Tezhip sanatındaki motifler, diğer süsleme sanatlarına kıyasla daha küçük ve sadedir.
Tezhip sanatında teknik kadar yaratıcılık da önemli bir yer tutar.

Tezyini yani süsleme sanatları içerisinde estetik ve yaratıcı motifleri ile benzersiz ve vazgeçilmez bir yere sahip olan tezhip, yazının İslami standartlara uygun olarak estetik bir biçimde yazılması olarak tanımlanabilen hüsn-i hat sanatıyla paralel bir gelişim göstermiştir.

Müzehhib, tezhip sanatını icra eden sanatkarlara verilen isimdir.
Müzehhip, tezhip sanatını icra eden sanatkarlara verilen isimdir.

Anadolu topraklarına 12. ve 13. yy’larda Selçuklu Devleti aracılığıyla gelen ve Osmanlı İmparatorluğu ile beraber farklı bir çehre kazanan tezhip, ağırlıklı olarak el yazması kitaplarda tercih edilen bir sanat olsa da günümüzde bu ağırlık belirgin bir şekilde hüsn-i hat sanatında olduğu gibi tablolara kaymış, tezhip sanatı icra eden müzehhipler, yeteneklerini yaşam ortamlarımıza şıklık katan tablolarda göstermeye başlamıştır.

Tezhip sanatı, Hüsn-i Hat ile paralel olarak gelişen bir süsleme sanatıdır.
Tezhip sanatı, Hüsn-i Hat ile paralel olarak gelişen bir süsleme sanatıdır.

İslami sanatlar kapsamında değerlendirilen diğer sanat dallarında olduğu gibi tezhip sanatında da usta-çırak ilişkisi sanatın icrası noktasında oldukça önemli bir noktaya sahiptir. Tabii tezhip sanatının icra edilebilmesi adına yalnızca ustadan öğrenilecek teknik yeterli değildir. Müzehhibin tam manasıyla bir şahesere imza atabilmesi adına tekniğinin yanında hayal gücü ve dünya görüşünün de sınırları zorlayabilmesi gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir